Az uyumanın uykunun zararları-Uykusuzluğun yan etkileri nelerdir

Az uyumanın uykunun zararları-Uykusuzluğun yan etkileri nelerdir

Eskiler az uyumanın ve az konuşmanın insanlar için erdemli davranışlar olduklarına inanmışlardır. Gerçekten de az konuşmak bir insan için erdem olabilir. Ancak az uyku çekmenin insan sağlığını ve özellikle bağışıklık sistemini olumsuz etkilediğini uzmanlar söylüyorlar. Şimdi uykusuz kalmanın olası yan etkileri ve zararı nelermiş öğrenelim.

ABD’de yapılan bir araştırma, yeterli miktarda uyumayanların beyinlerinin gün içinde düşünme kabiliyetlerini aniden yitirebileceğini ortaya koydu.

ABD’de yapılan bir araştırma, yeterli miktarda uyumayanların beyinlerinin gün içinde düşünme kabiliyetlerini aniden yitirebileceğini ortaya koydu.
Pennsylvania Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, beynin dinlenmesi için uykunun çok önemli bir işleve sahip olduğunu ortaya koydu. Araştırmada, 24 saat boyunca 24 gönüllünün beyni, MR aracılığıyla incelendi. Araştırmacılar, gün sonunda, yeterli derecede uyuyanların gün içinde belirli bir işe odaklanma kapasitelerinin sabit kaldığını gözledi.

Diğer grupta bulunan kişilerin ise gün boyunca zaman zaman beyinlerine giden kan miktarının düştüğü ve bu sırada “beyinlerinin adeta durduğu” belirlendi. Yeterli derecede uyuyamayan kişilerin işitsel ve görsel algılama yeteneğinin düştüğünü kaydeden uzmanlar, araştırmanın, uykusuz araç kullanılmasının tehlikelerine de işaret ettiğini söyledi.

Uykusuzluğun zararları

Soru: Yetersiz uyku ne gibi sağlık sorunlarına yol açar?

Yanıt: Son yapılan bir araştırma, gelişmiş ülkelerde insanların bilinçli bir şekilde uyku sürelerini azalttığını ortaya koydu. Bilim adamlarına göre yetersiz uyku, yanlış beslenme ve hareketsizlik gibi insan sağlığını ciddi bir biçimde tehdit ediyor. Ayrıca zamanında uyumamak da uykusuzluk kadar zararlı.

Geçtiğimiz hafta sonuçları yayınlanan çalışmaya göre gece vardiyasında çalışanların kalp hastalıklarına yakalanma riski üç misli artıyor. Trafik kazalarında uykusuzluk, alkolü araba kullanmak kadar önemli. Yalnızca İngiltere’de her yıl 45.000 kişi uykusuz sürücülerin yol açtığı araba kazalarında yaşamını yitiriyor ve ağır yaralanıyor.

Raporda, yeterince uyumama alışkanlığının soğuk algınlığı, depresyon, şeker hastalığı, obezite, felç, kalp hastalığı ve kansere yol açtığı ileri sürülüyor. Glaskow Üniversitesi, Fizyoloji Bölümü Şefi Profesör Colin Espie , uykusuzluk alışkanlığı konusunda şöyle konuşuyor:”Kamu sağlığını tehdit eden sorunların başında uyku geliyor. Sağlıklı bir yaşamın vazgeçilmez öğelerinden biri de kaliteli ve yeterli uykudur. Beslenme kadar önemli olmasına karşın, bugüne dek bu sorun sürekli gözardı edildi. Cambridge yakınlarındaki Papworth Hastanesi Uyku Laboratuvarı sorumlularından Dr. John Shneerson , insanların giderek daha az uyuduğuna dikkat çekiyor. Elektrik ampulünün icadından önce uyku dönemleri gece ve gündüz dönemlerine denk gelirdi. Özellikle kış aylarında insanlar daha fazla uyuyordu.

70’li yıllardan sonra Batı’da yaşayan insanlar doğal uyku ritmi bozuldukça daha az uyumaya başladılar. 24 saat yaşam kavramı yerleştikçe ve gece vardiyası yaygınlaştıkça uyku süresinden çalma alışkanlığı yerleşti. Evlerde video, televizyon izlemek, Internet ile uğraşmak, geceleri dışarı çıkma olanaklarının ve eğlence türlerinin artması bu süreci iyice hızlandırdı. Ayrıca uyku apnesi gibi uykunun kalitesini bozan hastalıkların artması uykusuzluğu kronik hale getirdi.

Son yıllarda yaşamdan olabildiğince yararlanma modasına bağlı olarak uykunun önceliğini yitirdiğini ileri süren Shneerson, uyku yetersizliğinin özellikle çocukları vurduğuna dikkat çekiyor. Uykusuzluk salgını olarak nitelendirilebilecek olan bu durumun, ciddi hastalıklara zemin hazırlayacağından kaygı duyuluyor.

Nedeni ne olursa olsun kronik olarak uykusuz kalmanın etkileri aynı. Pek çok insan geceleri doktorların önerisinin aksine 8 saatten daha az uyuyor. Bunun sonuçlarını çevremizde net bir şekilde görüyoruz. Gün boyu uykulu dolaşmak, konuşurken doğru sözcüğü bulmakta zorlanmak, net bir şekilde düşünememek, konsantrasyon süresinde azalma, hareketlerde koordinasyonsuzluk en önemli belirtiler. Çocuklarda ise uykusuzluk daha çok sinirlilik ve öfke, okulda başarısızlık gibi sorunlara neden olur.

Bu arada bu semptomların gelip geçici olduğuna ilişkin yaygın bir kanı mevcuttur. Bir gecelik uzun bir uykunun bütün bu olumsuzlukları silip süpüreceğine inanılır. Oysa son yıllarda kanıtlandı ki, uykusuzluk birikim yaparak sağlık için ciddi bir tehdit unsuru oluşturuyor.

Uykusuzluğun her şeyden önce bağışıklık sitemini bozduğu kanıtlanmış durumda. Dolayısıyla soğuk algınlığına ve gribe davetiye çıkartıyor. Önceleri uykusuzluğun kısa vadede yol açtığı hastalıklar üzerinde duruluyordu. Son yıllarda bilim adamları uykusuzluğun uzun süreli etkileri üzerine araştırmalar yapıyor. Örneğin uyku apnesi denilen, kısa aralıklarla soluk alamama durumunun uzun vadede felç ve kalp krizi riskini tetiklediği kanıtlandı. Uyku apnesinin tehlikeli olmasının altında yüksek tansiyona neden olması yatıyor.

İki gece üst üste uykusuz kalındığında kortizol düzeyi (stres hormonu olarak da bilinen doğal steroid) yükselir; bu da yüksek tansiyona neden olur. Chicago Üniversitesi’nden Eve Van Cauter ‘in yürüttüğü bir araştırmaya göre geceleri yalnızca 4 saatlik bir uykuya mahkûm edilen erkekler daha az insülin üretiyor. Böylece bir hafta içinde aslında son derece sağlıklı olan erkek denekler şeker hastalarında görülen semptomları sergileyebiliyor.

Cauter, ayrıca Batılı ülkeleri etkisi altına alan şişmanlık salgınının da uykusuzluktan kaynaklandığını ileri sürüyor. Yağ ve kas düzeyini kontrol eden büyüme hormonları uyku sırasında üretilir. Yetersiz uyku göbeklenme sürecini hızlandırır.

Başka bir araştırma ise iki gecelik bir uykusuzluğun bile bağışıklık sistemini zayıflattığını, enfeksiyonlara karşı mücadelede yetersiz kaldığını gösteriyor. Ayrıca zayıflayan bağışıklık sistemi kanserin ilk aşamalarında vücudun direncini düşürerek gerektiği gibi mücadele edememesine yol açar.

Geceleri 6-8 saatten daha az uyuyanların ömürlerinin de daha kısa olduğu ileri sürülüyor. Fareler üzerinde yürütülen bir deneyde, hayvanların iki hafta (insanlarda üç aya eşit) boyunca uyumalarına engel olunduğu takdirde öldükleri görüldü. Benzer şekilde uykusuz kalan insanların ölümcül kazalara neden olması olasılığı da artıyor.

Yeterli Uyku Alınmamasının Zekaya Zararları

Yeterli uyku alınmaması kişinin bellek, dil becerisi ile bilişsel fonksiyonların işlevlerini bozuyor.

Yeterli uyku alınmaması durumunda kişinin bellek, dil becerisi ile bilişsel fonksiyonların işlevlerinde bozulma meydana geldiği bildirildi…

İstanbul’daki özel bir hastanede görev yapan Nöroloji Uzmanı Dr. Ferda Korkmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, tıp adamlarının uykuyla ilgili henüz bilmediği çok şey bulunmasına rağmen bedenin onarımı, çeşitli madde ve hormonların sentezi, hafızanın yapılandırılması ve psikolojik dinlenmenin, uykunun belirli dönemlerinde gerçekleştiğinin bilindiğini söyledi.

Uykunun tekdüze bir süreç olmadığına, ”uykuya dalış”, ”yüzeysel uyku”, ”derin uyku” ve ”rüya ile ilişkili REM (rapid eye movement- hızlı göz hareketleri)” olmak üzere 4 dönemi bulunduğunu kaydeden Korkmaz, uyku süresinin yaşla birlikte değişmekle birlikte herkesin uyku süresinin kendine has olduğunu, bunu değiştirebilmenin pek mümkün olmadığını belirtti.

Korkmaz, bazı kişilerin günde 12 saat, bazı kişilerin ise 4 saat uykuya ihtiyaç duyduklarını bildirerek, şöyle konuştu:

”Ancak toplumda birçok erişkinin ortalama uyku süresi 6-8 saattir. Yaşla birlikte hem uyku süresinde hem de uyku mimarisinde değişiklikler olur. İnsanlar yaşlandıkça, toplam uyku süresinde ve rüyayla alakalı uyku evresinde geçen sürede bir düşüş başlar. Yeni doğmuş bir bebek günde 16 saat uyur, rüya ile ilişkili REM dönemi oldukça yoğundur. Buna karşın bebeğin 30 yaşındaki annesi, eğer şanslıysa günde 6 saat uyur ve bu sürenin sadece dörtte birlik bölümünü REM’de geçirir.”

”Uykusuz kalındığında bozulan ilk işlevlerden biri de bellek, dil becerileri, soyut düşünme ve değerlendirme gibi bilişsel fonksiyonlardır” diyen Korkmaz, sözlerini ”Geç saatlere dek uykusuz kalmak bir süre sonra kişide bellek sorunlarının oluşmasına yol açar. Verimli bir iş yaşamı için kişinin ortalama 8 saat uyuması gerekir” diye sürdürdü.

Orta yaşlardan itibaren uyku süresinin azalmaya başlamasının yanı sıra uykunun karakterinin de değiştiğine dikkati çeken Korkmaz, bu yaşlardaki insanların rüyayla ilişkili evrede daha az uyurken, yüzeysel uyku dönemlerinin daha uzun sürdüğünü söyledi.

Korkmaz, insanların yaşlandıkça daha erken uyuyup daha erken kalktıklarını, gençlerde ise tam tersi bir durumun söz konusu olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

”80’li yaşlarda bu değişiklik daha belirgindir. Gün içindeki uyuklamalarla birlikte günlük toplam uyku süreleri 6-7 saat olabilir. Bu kişiler gün içinde birçok kez uyuklasalar da bunların toplamı nadiren bir saati geçer. Yaşlıların günde 8-10 saat uyumaları gerektiği söylemi doğru değildir.”

UYKUSUZLUK
Uykudan yoksun kalan kişilerin bazı olumsuzluklar yaşadığını ifade eden Ferda Korkmaz, şu bilgileri verdi:

”Uykusuz kalan kişide, gün içinde uykulu olma halinin yanı sıra düşünmeyle ilgili sorunlar da ortaya çıkıyor. Yeni şeyleri öğrenme daha yavaş gerçekleşiyor, bellek ile ilgili ve karar verme süreçlerinde sorunlar yaşanabiliyor. Uyku yoksunluğu dışında birtakım uyku rahatsızlıklarında da özellikle uykuda solunum bozukluklarında, uyku mimarisindeki ve kan oksijen düzeyindeki değişikliklerin tetiklediği olaylar, ciddi bilişsel ve bedensel bozulmalara neden oluyor. Bunlar arasında kalp, akciğer ve hormonal hastalıklar yer alıyor.”

Korkmaz, yaşlı kişilerin, uykusuzluk kalmaları halinde kendilerini gençler kadar çabuk toparlayamadıklarına işaret etti. Kişilerin 24 saat boyunca uyanık bırakıldığı bir araştırmada, 70’li yaşlardaki kişilerin kendilerine gelmelerinin, gençlere göre en az bir gün daha uzun sürdüğünün ortaya çıktığını bildiren Korkmaz, cinsiyetin de uykusuzluğun etkisi açısından önemli olduğunu, kadınların erkeklere göre uykusuzluktan daha az etkilendiğini belirtti.

UYKU SAATİ HESABI
Kişinin gerek duyduğu uyku süresinin hesaplandığını ifade eden Ferda Korkmaz, bu hesaplamayı şöyle açıkladı:

”Kişi, uyanık olduğu her 2 saat için 1 saatlik uykuya ihtiyaç duyuyor. Yaş ilerledikçe bu değişiyor, uyanık kalınan her 2 saat için 45 dakikalık uyku gerekiyor. Başka bir deyişle gün boyunca uyanık kalınan her saat için ‘uyku borcu’ biriktiriliyor. 16 saatlik bir günün sonunda, genç bir insanın ‘uyku bankasına’ borcu 8 saate ulaşıyor. Buna karşılık yaşlı bir kişinin uyku borcu sadece yaklaşık 6 saat düzeyinde bulunuyor.”

Comments
  1. harun
  2. Deniz
  3. sltn
  4. aptal

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir